02-26-2020, 08:53 PM 1
gastron gastron isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
Ad Soyad:
Üyelik tarihi: Dec 2019
Nerden:
Mesajlar: 902
Mac Cihaz:
OS X Sürümü:
İşlemci:
Grafik Kartı:
RUH, SİMURG, ZÜMRÜDÜANKA olarak da bilinir, efsanelerdeki dev kuş. Yemek amacıyla filleri ve başka iri hayvanları kaldırıp taşıdığı söylenir. Ünlü Arap öyküleri Binbir Gece Masalları’nda adı geçer. Venedikli gezgin Marco Polo da, Madagaskar’ı ve Doğu Afrika açıklarındaki öbür adaları anlatırken bu kuştan söz eder. Marco Polo’ya göre, Kubilay Han bu yörede Anka kuşunun aranmasını istemiş ve kendisine büyük olasılıkla anka tüyü diye rafya palmiyesinin yaprağı getirilmişti. Büyük olasılıkla bir balıkçıl türü olan bu kuş, Tanrı tarafından kusursuz olarak yaratılmış, ancak sonradan bir belaya dönüşmüş ve öldürülmüştür. Anka, ortaçağ Arap ve Fars bilim kitaplarına da girmiştir.

Batı dillerine Phoenix olarak geçen Anka, eski Mısır’da ve Anti Çağda güneş tapınması ile ilgili efsanevi bir kuştu. Mısırlıların ankası kartal büyüklüğündeydi; kızıl ve altın renkli tüyleri ve hoş bir sesi vardı. Dünyada her dönemde yalnız bir tane Anka kuşu olur ve çok uzun süre yaşardı. Eski dönemlerde yaşamış uzmanların hiçbirisi, Anka kuşuna 500 yıldan kısa bir yaşam süresi vermez. Sonu yaklaşmakta olan Anka kuşu, güzel kokulu dallar ve otlarla kendisine bir yuva kurar, bu yuvayı tutuşturur ve kendisi de alevlerin arasında yok olurdu. Alevlerin içinden mucizevi bir biçimde doğan yeni Anka kuşu ise, babasının küllerini hoş kokulu mürden bir yumurta içine koyduktan sonra, bu yumurtayı Mısır’daki Heliopolis’e (Güneşin Kenti) götürür ve Mısır Güneş Tanrısı Ra’nın tapınağındaki sunağın üstüne bırakırdı. Bu öykünün bir başka çeşitlemesine göre ise, ölmekte olan Anka Heliopolis’e uçar ve kendisini kurban ettiği sunak ateşinden yavru Anka doğardı.

Mısır’da doğan güneşin ve ölümden sonraki yaşamın bir simgesi olarak birçok anıtta yer alan bennu, güneş tapınmasıyla ilgili bir balıkçıl kuşuydu. Ama eski yapıtlarda anlatılan Anka, tüm benzer dinsel anlamlarına karşın balıkçıl kuşuna hiç benzemiyordu; anayurdu da Mısır değil, doğan güneşe daha yakın olan (Arabistan ya da Hindistan gibi yuvası ve yumurtası için gerekli hoş kokulu baharatların da bolca bulunduğu) ülkelerdi. Anka öyküsü büyük olasılıkla Doğu’dan kaynaklanmış ve sonradan Heliopolis rahipleri tarafından Mısır güneş tapınmasında da benimsenmişti. Efsanenin Mısır’a uyarlanması, Anka kuşu (Phoenix) ile çok eskiden beri güneş tapınması ile ilgili olan palmiye ağacı (Yunanca: phoinix) arasında bir bağlantı kurulmasını kolaylaştırmıştır.

Mısırlılar için Anka kuşu, ölümsüzlüğü simgelerdi. Antik Çağın son dönemlerinde de ölümsüzlükle Anka kuşu arasında bir ilişki olduğu düşünülmüştü. Ölümsüz Roma'ya benzetilen Anka kuşu, geç dönem Roma İmparatorluğu’nun madeni paralarında Sonsuz Kent’in simgesi olarak yer alırdı. Ayrıca, yeniden diriliş ve ölümden sonraki yaşam gibi, yeni gelişmekte olan Hıristiyanlıktaki bazı görüşlerin de mecazi bir anlatımı olarak yorumlanırdı.

Anka, İslam mitolojisinde kuşların padişahı olarak anılır. Hz. Musa zamanında yaratılmış, Hicaz’a gitmiş, Hz. Süleyman’ın meclisinde bulunmuştur. Zülkarneyn ile Kafdağı’nda görüşmüş, Rüstem’in babası Zal’ı büyütmüş, Hz. Muhammed’den önce bir peygamberin bedduasıyla yok olmuştur.

Boynu gerdanlık biçiminde beyaz tüylerle çevrili olduğu için Arapça’da gerdanlık anlamında Anka denilmiştir. Farsçada ise otuz renkli anlamında sireng, otuz kuş büyüklüğünde olduğundan da simurg olarak anılır. Türkçeye Farsçası ve Arapçası birlikte geçmiş, Simurg ve Anka halk dilinde “Zümrüdüanka” biçimini almıştır. Eski Türkler daha çok “Toğrul”” ya da “Tuğrul” demişler, halk arasında “devlet kuşu” olarak da anılmıştır.

Anka, edebiyat ve sanatta da yaygın bir motif olarak kullanılmış, örneğin halk edebiyatında Keloğlan’ın koruyucusu olarak yer almış, özellikle mezar taşı süslemelerinde yeniden hayata dönüşün simgesi olarak resmedilmiştir.

Kaynak: Ana Britannica

Çeşitli dinsel ve büyüsel etkileri bulunduğuna inanılan mitolojik kuştur.
Kaynağı eski Mısır inançlarında bulunmakla beraber Çin'den İran mitolojisine ve Müslümanlıktan Hıristiyanlığa kadar geniş bir inanç alanında yer alan bu kuş, altın renkli uzun tüylü, kocaman, güzel sesli bir kuş olarak tanımlanmış. Erkekmiş.

Her zaman dünyada tek olarak bulunurmuş. Öleceği zaman yuvasını ateşe verip kendisini yakarmış, o yanarken yeni ve genç bir Anka kuşu meydana gelirmiş. Genç kuş babasının küllerini Heliopolis'te güneş tapınağına götürüp bırakırmış. Kimin başına konarsa ona büyük zenginlik ve mevki getirirmiş. Yüzü insana benzermlş, vücudu her hayvandan bir parça alınarak yapılmış, boynu çok uzun ve ak bir halkayla sarılıymış, Kaf Dağı'nda yaşarmış. Adı, uzun boyunlu dev ve boğmak (çocukları kapıp boğduğuna da inanılmıştır) anlamlarına gelen İbrânice "anak" sözcüğünden türetilmiştir.

Çeşitli adlarla anılır: Anka, Semender, Devlet kuşu, Phoenix, Tuğrul, Hümâ, Simürg, Anka-yi mugrip, Sirenk, Zümrüt ve Zümrüdüanka.

Hıristiyanlar Phoenix adını verdikleri bu kuş mitinin en doğru yorumunu yapmışlar ve onu öldükten sonra yeniden dirilmenin simgesi saymışlardır. Temmuz, Osiris ve Adonis efsânelerinin kuşsal bir yinelenmesidir.

Çinliler onu raks ve müziğin icatçısı sayarlar. Çeşitli masallarda da, uçağın bulunmadığı çağlarda, onun geniş kanatları üstünde ülkelerden ülkelere uçulduğu tasarımlanmıştır.

Hıristiyan inançlarına göre vaktiyle insanlar arasında yaşayan bu kuş, bir yeni gelini kapıp göğe kaçırdığından ötürü peygamber Hanzele'nin bedduasına uğramış, bu yüzden ekvatorda ıssız bir adaya sürülmüş. O günden beri çok yükseklerde uçar ve ancak talih getireceği insanların omuzlarına konmak için yeryüzüne inermiş.

Yahudi inançlarına göre de çocukları kapıp boğduğu için peygamber Musa'nın bedduasıyla yok edilmiş ve soyu kurutulmuş, o günden beri yeryüzünde görünmüyormuş.

İslâm tasavvufçusu Feridüddin Attâr Mantık-ut-Tayr adlı yapıtında onu şöyle tasarımlar: Kuşlar kendilerine bir kral seçmek isterler. Krallığa Kaf Dağında oturan Simürg (Anka Kuşu) 'nu uygun bulurlar. Hep birden ona gidip önünde yere kapanmak (biat etmek) için yola koyulurlar. Kaf Dağı çok uzakta olduğundan yolda kuşların yarısı yorgunluktan ölür. Amaçlarına ulaşmak için yedi alanı geçmeye çalışırken bir hayli kuş daha ölür, sonunda milyarlarca kuştan ancak otuz kuş kalır. Onlar da bitkinlikten can çekişmektedirler. Güçlükle Kaf Dağı'na varınca bir de bakarlar ki buldukları Simürg kendilerinden başka bir şey değilmiş (Simürg sözcüğü Farsça otuz kuş demektir). Attâr bununla "Tanrıyı arayan kendisini bulur" demek ister.

Zümrüdüanka kuşunun Firdevsî'nin Şehnâme'sinde ve Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde de ilginç öyküleri vardır. Dinsel nitelikleri anlatılan bu kuşun çoğunlukla insanların gözlerine görünmediğine inanılır.

Kaynak: Dünya İnançları Sözlüğü, Orhan Hançerlioğlu, Remzi Kitabevi 1975, İstanbul

Tag Ekle

anka, bir, kuş, kuşu, olarak


« önceki Konu | sonraki Konu »

Seçenekler
Stil


Şu Anki Saat: 10:14 AM


Powered by vBulletin® Version 3.8.12 By TheCarbon
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz dini inançlarla alakalı bir islami forum , dini forum , dünya inançları , dünya dinleri ve diğer toplumsal içerikleri barındıran forum sitesi formatındadır. İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan Dünya İnançları Forum Adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Search Engine Optimisation provided by DragonByte SEO v2.0.36 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2020 DragonByte Technologies Ltd.
| We Google
mehmet ararat
Türkiye alexa Sıralamaları
Mimari Portal
radyo dinle
mezun
kariyer
kitap yayın
online kitap
Ausbildung in der Türkei